Archive for the ‘Bunlar lazım’ Category

>Bıldırcın yumurtası nasıl gençleştiriyor?

07 Temmuz 2010

>

Bugün hastanede kan almak için sıra beklerken öndeki iki hatunun konuşmasına tanık oldum. Biri bu konuda bayağı bilgili ve iddialıydı, eve gelince yine araştırmacı blogyazarı olarak bizim google amcaya bir danışayım dedim. Bir kaç yerde duyduğuma paralel yazılar okudum, hoş bıldırcın yumurtasının faydalı olduğunu ezelden beri biliyoruz duyuyoruz, ama gelişen teknolojiyle birlikte bununda takviye güçlerle nelere iyi geleceğini bilmek te fayda var. Aşağıda ki makaleyi okuyun derim.
(Güzellerim, bu arada kolumdan 5 tüp kan aldılar, son tüpte zorla kan çıktı, hemşireye “kanımı emdiniz beehhh” deyince kız kahkayla iğneyi bir çıkarışı var, moraramazsa iyidir, o gülmekle ben bağırmakla iştigal olurken, şeker, kolestrol, yağ tuz ne varsa bakılacak, benim şeker doktor öyle istedi, fizik tedaviye başlamadan önce beni biyolojik olarak tanımak itstiyormuş:)  Bu arada boyunluğumu aldım da taktım bile, şu anda boyunluklu bir blogyazar olarak yazılarımı yazmaktayım, lakin çok zor alışıcam galiba, kafam yukarda gözümün bir ucuyla harflere bakıyorum, allahtan klavyem hızlıydı da zorluk çekmiyorum. Yorumlarınıza tek tek cevap verdiğim için sakin kafayla akşam yayınlayıp sizlere dönücem)
…BILDIRCIN YUMURTASI NASIL GENÇLEŞTİRİYOR…
Bilim adamları araştırdı, gençlik yumurtası üretti. Günde 2 adet olmak üzere 10 hafta süreyle tüketimde etkili oluyor.
Özel olarak hazırlanan yemle beslenen bıldırcınlardan, insanlarda doku yıkımlanmasını azaltan yumurta elde edildi.
Araştırmaya Atatürk ve Fırat Üniversitesi öğretim üyeleri ile ABD’deki Wayne State Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Küçük imza attı.
Bilim adamları insanlarda stres, hava kirliliği, radyasyon, sigara ve benzeri zararlıların meydana getirdiği, yaşlanma ile artan doku yıkımlanmasını azaltacak bıldırcın yumurtası ürettiler.
LİKOPENLİ YEM
Araştırma kapsamında Elazığ’daki bir çiftlikte, antioksidan özelliğine sahip ve domatese kırmızı rengini veren likopen maddesi karışımıyla özel bıldırcın yemi hazırlandı. Bu yemlerle beslenen bıldırcınların yumurta sarısında 22,47 mikrogram likopen çıktı.
HER GÜN 2 YUMURTA
Yumurtaların insanlarda yaşlanmayı yavaşlattığı deneylerle tespit edildi. Bu yumurtaları 10 hafta süreyle günde 2 adet yiyen insanların kanındaki likopen oranı artarken, yaşlanma göstergesi olan MDA düzeyi azaldı.
Araştırmada yer alan Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Armağan Hayırlı, “likopen madde içeren bıldırcın yumurtasının insanlarda etkisini gösterdiğini gözlemledik” dedi.
CİLDİ GENÇLEŞTİRİYOR
Likopenli bıldırcın yumurtasını gençlik aşısı olarak tanımlayan Doç. Dr. Hayırlı, “özelikle sigara tiryakileri, maden ve taş kırma işçileri, yol asfaltlamada çalışanlar gibi yoğun dumana ve radyasyona maruz kalan kişilerde doku hasarının azaltılması, bu bıldırcın yumurtası sayesinde mümkün hale geldi” dedi.
Bu araştırma ile artık eczanelerde ilaç olarak satılan likopeni almaya gerek kalmadı. Onun yerine likopenli bıldırcın yumurtaları tüketilecek. Doç Hayırlı, “Artık insanların cilt sağlığı, bağışıklık sistemin güçlendirilmesi, hastalıklara direncin ve yaşam kalitesinin ve süresinin artırılması; uygun büyüme ve gelişmenin devam ettirilmesi likopenli bıldırcın yumurtasıyla mümkün olabilecek” dedi.
Türk bilim adamlarının imza attığı bu araştırma, ABD’de yayınlanan uluslararası indeksli A kategorisindeki dergi Food Resarch International’ın şubat sayısında yayınlanacak.
Hayırlı, “bu araştırma sonuçlarından tüm bıldırcın yetiştiricileri yararlanmalı. Bundan sonra yapılması gereken, çiftliklerde bıldırcın yemlerine likopen katarak likopence zengin bıldırcın yumurtaları pazara sunmak olacak” dedi.
Sağlık Dergisinden Alıntıdır

>Güneş gözlüğünde dikkat edilecek 10 madde

05 Temmuz 2010

>

Güzeller, bugün hastanedeydim yeni geldim. Bu boyun fıtıkları başıma epeyce bir iş açacak. Fizik tedavi ve boyunluk verdi doktorum. Yarın  tahlilerim var, cuma günü neticelinek tedavi günleri. Yanlız çok şeker bir Dr. denk geldim. Bunca senedir hem özeli hem resmisi bir çok Dr. gitmişimdir ama böyle güler yüzlü anlayışlısına denk gelmedim. SSK da. Sn.Uzman Dr. Şafak Bilge Hnm. gercekten çok güzel ilgilendi, kendimi özel muayenehanede sandım. Yanlız “zamanınızı aldım Dr.hanım” dedikten sonra “olurmu hiç, sizin zamanınızı almak için biz burdayız” cevabından sonra afallamadım dersem yalan olur. Malum memur kesiminden kendini devlet baba sanan kişilerle hep karşılaştığımız için, memnuniyetimle birlikte şaşırdım. İnşallah bundan sonra yakasındayım, peşini bırakmam artık :)

Bu arada yollarda gidip gelirken bir ara güneş gözlüğümü takmayı unutmuşum, gölzerim fena etkileniyor açık renkli olduğum için, iki dakika dinlenirken bu makaleye rastladım, mutlaka bilmek gerekir, çünkü güneş gözlüğünü hava olsun diye lüx olsun diye almanın ne kadar yalnış olduğunu iyice anladım, maalesef çoğunluk böyle, marka ve gösteriş için sağlık ikinci plana atılıyor. Temel böyle, empoze böyle, toplumda böyle maalesef. Bu bilgilerin bir kenarda durması lazım.
(unutmdan söyleyim, yorumları yayınlamadım, sonre kim ne yazmış unutuyorum, akşam artık telafi ediicem, şimdilik vaktim bu kadar güzeller, ama siz bana gelin yine:)
GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK 10 MADDE

Güneş gözlüğü güneşin zararlı ışınlarının vücudumuz üzerinde daha etkili olduğu şu günlerde  hepimizin vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Göz sağlığımız için çok önemli olan bu ürünü alırkan dikkat edilmesi gereken 10 tavsiye:
* Güneş gözlüğü aksesuar olmaktan çok, göz sağlığı için gerekli bir araç olarak kabul edilmeli ve sağlık malzemesi olarak kullanılmalıdır.
* Güneş gözlüğü kullanmaya başlamak için hiçbir yaş erken değildir. Hem erişkinler hem de çocuklar uzun süre güneşte kalacaklarında, mutlaka güneş gözlüğü kullanmalıdır.
* Güneş gözlüğü seçimi (Güneş Gözlüğü Nasıl Seçilir için tıklayın) yüz şekline göre yapılmalıdır. Gözlüğün yüze tam olarak oturmaması durumunda göz, yan kısımlardan sızan güneşin zararlı ışınlarına maruz kalabilir.
* Her güneş gözlüğü ultraviyole ışınları tutmaz. Gözlüklerin belirli bir standardı ve kalite belgesi olması gerekir. Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta budur.
* Güneşten kaynaklanan (UV) ışınları, gözün mercek ve retinasına zarar verir. Buda, çocukların ve erişkinlerin ilerideki yaşamlarında katarakt olmasına ve görmesini etkileyecek başka rahatsızlıklar yaşamasına neden olabilir. Güneş gözlüğü kullanımı bu sebeple çok önemlidir.
* Katarak ameliyatı olanların da mutlaka güneş gözlüğü kullanmaları gerekir.
* Numaralı gözlük ya da lens kullananların güneş gözlükleri de numaralı olmalıdır.
* Kontak lensler UV koruması sağlamaz, dolayısıyla kontak lens kullananlar da güneş gözlüğü takmalıdır.
* Güneş gözlüklerinin cam renginin duman ve kahverengi olması gerekir. Amber ve turuncu renkte güneş gözlüğü camları, trafik ışıklarının renklerinin algılanmasında zorluğa sebep olabilir. Trafikte araç kullanırken kesinlikle bu renkte güneş gözlüğü takılmamalıdır. Yine mavi renkli camlar, güneş ışınlarının göze daha çok yansımasına neden olduğu için tercih edilmemelidir.
* Güneş gözlüğü ayrıca, yaş ilerledikçe daha da belirginleşen göz kenarlarındaki kırışıklıkları önleyen önemli bir sağlık malzemesidir.
GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ NASIL SEÇİLİR?
Gözlerin ultraviyole ışınlarına maruz kalması, gözün zarar görmesine neden olur, özellikle gözlerinde katarak ve sarı nokta hastalığı olanlar daha fazla etkilenir. Gözlerinizi, bu tehlikeli güneş ışınlarından korumanın en kolay yolu, doğru ve etkili güneş gözlüğü kullanmaktan geçer.
Merceklerin koyu olması veya fiatları, UV’den korunmanın doğru ve kesin bir göstergesi değildir. Güneşten gelen mavi ışığın, yaşa bağlı olan sarı nokta hastalığına yol açtığına dair bulgular vardır; kırmızı, kehribar ve açık portakal rengi mercekler ışığa karşı daha iyi bir koruma sağlar. Gri ve yeşil renkli merceklerde gözlerinizin daha az zarar görmesini sağlar.
Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gereken 10 madde için lütfen tıklayın ve aşağıda belirtilen hususları göz önünde bulundurun, böylece en doğru güneş gözlüğünü seçmek için bilgi sahibi olun:
UV ışınlarının üç farklı dalga boyu vardır:
* UV-A uzundur, görüntüsü secilebildiğinde mavi renktedir, derinin yanmasından ve yaşlanmasından sorumludur; yer yüzüne gelen UV ışınlarının %97’si UV-A’dır.
* UV-B daha kısadır, daha aktiftir, güneş yanığı ve cilt kanserine sepep olur. Geniş bir kısmı, atmosferdeki ozon tabakası tarafıntan tutulur.Yer yüzüne ulaşan ışınların %3’ UV-B’dir.
* UV-C kısadır, tamamı ozon tabakası tarfından tutulur.
Güneş gözlükleri uluslararası standatlara göre üç kategoride toplanmıştır:
* Kozmetik açık renkli; günlük kullanım için uygundur. UV-B’nin %70’ini,UV-A’nın %20’sini ve görünen ışığın %60’ını engeller.
* Genel amaçlı; orta renkliden koyu renklere kadar çeşitleri vardır, çoğunlukla, açık havada gezinirken kullanıma uygundur (güneş gözlüklerinin bir çoğu bu kategoriye girer) UV-B’nin %95’ini, UV-A’nın%60’ını ve görünen ışığın %60 ile %90’ını engeller.
* Özel amaçlı; Çok koyu rekli olup, UV engelleyici özelliğe sahiptir; plajlarda, karlı kaplı alanlarda ve kayak yamaçları gibi çok parlak olan yerlerde kullanılır. UV-B’nin %99’unu, UV-A’nın %60’ını ve görünen ışığın %97’sini engeller.
Normal, renksiz gözlüklere, UV engelleyici kaplatılabilir. Polikarbonat plastikten yapılan gözlük camlarında kendiliğinden UV engelleyici vardır.
Doğru Güneş Gözlüğü Almanın Görme ve Göz Sağlığına Yapılan Yatırım Olduğunu Unutmayalım!
KAYNAK: http://www.ilacpedia.com

>İyi limonata nasıl yapılır?

01 Temmuz 2010

>

Bugün temizlik iş güç derken bu saat oldu ve ben daha oturmadım, ama biraz mola vereyim dedim.Canım öylesine buz gibi limonata çekti ki, şu hazır limonatalar fena değil ama evde yapılan gibi olmuyor. Ne kadar kaliteli markaları almaya çalışsak ta olmuyor. Katkı maddeleri yüzünden bana kalsa hazır hiç bişey alma taraftarı değilim ama, Ali babanın çiftliği yok maalesef bizde. Neyse gelelim mevzuya, canım limonata çekti ama kaç senedir evde kendim yapmamıştım, kim nasıl ne şekilde yapıyor diye biraz sanal yolculuk yaparken, bir yemek sitesinde limonata tarifi verilmiş ama işin ilginci bu tarife yapılan yoruma baktığımda daha da açıklayacı ve sağlıklı limonata tarifi verilimiş. Şimdi ben isze bu yorumu aynen olduğu gibi yayınlıyorum. Paylaşıma açık olduğu için sakınca görmedim, ama yinede kişinin “ben kimmiyim? adımı googla yazarsanız bulursunuz” cümlesinden sonra bende dediğini yaptım ve bizat kendisini buldum (Sherlock Holmes gibiyim deme) ve iyi kide bulmuşum, kendisinin adı “GÜRHAN AĞKOÇ” MSA yani Mutfak Sanatları Akedemisi nde “Bar Uygulamaları Eğitmeni” Kendisinin bir çok diploması ve kariyeri var. Yani bu limonata içilir arkadaş tabi üşenmez ve sabrederseniz :)
http://www.msa.tc/html2/?a=instructor&id=31
Yorumlar
Slmlar yukarıdaki bilgi limonata yapımı için uygundur. Ama tam anlamı ile bir ev yapımı limonata yapmak istiyorsanız lütfen not alın ;
10-15 adet limonata kabukları 5 adet portakal kabuğu ile birlikte rendelenir. Daha sonra bu rendelerin üzerine toz şeker yatırılır. Yaklaşık 6 saat kadar bu şekilde bekletilir böylece kabukdaki aroma şekere geçer. Daha sonra sıkılmış limon suyunu yaklaşık 2 litre diyelim ve de 4 litre kadar suyu bu karışıma karıştırırız. Bu şekilde bir kaç saat daha beklettıkten sonra süzerek servise hazır hale getirebiliriz. Benden size ufak bir bilgi ben kimmiyim google adımı soyadımı yazarak bulabilirsiniz. Eyerki naneli ya da maydonozlu yapmak istiyorsanız azıcık limonata ile mıkserde iyce karıştırın daha sonra süzün ve bu karışımı limonatanınızın içine koyun. Saygılarımla.
demiş: Gürhan Ağkoç
27/10/2009 at 19:36

 
Dipnot: Bu arada yorumları yayınlama ve cevaplama vaktim olmadığı için şimdilik sadece bunu paylaşıyorum, akşama görüşürük arkadaşlar.

>Mısır şurubuyla resim

11 Haziran 2010

>

Bazı olaylar karşısında “hayatta neler oluyor da haberimiz yok” dediğimiz anlar oluyor. İşte buda benim böyle dediğim anlardan biri. Resim sanatına meğilli olduğum halde, merakım ve hevesim olduğu halde bu tekniği ilk kez duyuyorum ve görüyorum. Aranızda bilenler varmı bilmiyorum ama “mısır şurubu ile resim” adını ben ilk kez duydum. Bizim dilimize “fruktoz” olarak bilinen mısır şurubu gıdada kullanılır ama demek ki şerbet görünümündeki parlaklığı gıda boyasıyla birleşince bir uğraşı daha çıkmış maharetlilere.
Sitede detayları var ama ben şahsen kendim çok merak ettiğim için dayanmadım ve çevirdim. Bir kase mısır şurubuna 10 damla istenilen renkte gıda boyası damlatıyorsunuz. Yağlı boya yapılan ve genelde ressamların kullandığı resim kağıtlarına istediğiniz çizimleri yaptıktan onra boyuyor ve kurumaya bakıyorsunuz. İşte bu kadar. Sonuç harika bir sanat eseri. Sanki üç boyutlu gibi bir havası var ayrıca vernik sürülmiş gibi parlak ve canlı. Böyle az malzemeyle böyle güzellikleri yaratmak artık el becerenize kalmış.
Ben bu yazıları hazırlarken bir yandan da şu “şeker şurubu” na bir göz atayım dedim ve iyiki de etmişim. Ne melem şeymiş bu zıkkım da haberimiz yokmuş. Aslında var da “yersen” diyerek yedirilen “gıda harikası” bir şey. Gıda firmaların şeker yerine daha ucuza mal ediliyor diye ürettikleri bu mısır nişastasından elde edilen “fruktoz” şeker tadında ama şeker değil, aslında iyi bişeymiş gibi görünsede çocuklarımızdan fersah fersah uzak tutmamız lazımda hangi birinden…ne colası ne tatlısı ne çikolatası ne bisküvisi, elimize neyi alsak bu mısır şurubu var. Daha da neler var, siz eniyisi bu makaleyi okuyun ve okutun. Burdan da şu çıkıyor en iyisi bu şurupa resim yapmak…
mısır şurubu ile ilgili makale için buraya, resmin yapılışı için buraya tıklayınız.

>Adet sancılarına iyi gelen çaylar

11 Haziran 2010

>

 Her kadının derdidir bu malum sancılar, bu makaleyi okyunca faydalarını sizlerlede paylaşmak istedim.

Dr. Ahmet Maranki’ den adet sancılarına iyi gelen çaylar

Karışık bitki çayı
Civanperçemi, aslanpençesi, çobançantası ve adaçayı bitkilerinin adet sancıları için faydalı bitkiler. Bu dört bitkiyi isterseniz ayrı ayrı isterseniz karıştırıp demleyin ve içine bir kaşık bal atarak tüketin. Bitkileri sadece bir taşım kaynatmaya özen gösterin.

Soğan suyu
Bir soğanın başına vurup kırın. 1 litre suyun içine koyup haşlayın. Hazırlanmış soğan suyundan 15 gün boyunca günde 2 bardak tüketin. Sebze ve meyveleri, bitkileri tüketmek için hazırlarken asla metal bıçak kullanmayın.

Safran
Adet sancısını önleyen bir diğer bitki de safran. Peki, adet sancılarını önlemek için safranı nasıl kullanmalısınız? Bir tutam safranı bir fincan kadar suyun içerisine atıp kaynatın. Kaynadıktan sonra bu bitkisel çayı içtiğinizde adet sancılarınız git gide azalıyor. Safranı balla karıştırarak içmek de hem afrodizyak hem de adet söktürücü özellik göstermesinin yanı sıra adet sancılarını giderici bir etki de bırakıyor.
 

Civanperçemi çayı
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, ağrılı ve sancılı geçen adet dönemlerine karşı civanperçemi bitkisini öneriyor. Bu kürün etkili olabilmesi için adet başlamadan üç gün önce uygulamaya başlamak gerekiyor. Bir tutam civanperçemini (yaklaşık beş gram) yarım litre kaynamakta olan suyun içine atıp ağzı kapalı olarak kısık ateşte 3 dakika demleyin. Soğuduktan sonra süzüp her gün sabah ve akşam bir su bardağı için.

Küçük bir not: Bu çayı her gün taze olarak hazırlamanız gerekiyor. Ayrıca adetin bitimine kadar devam ettireceğiniz bu kürü beş-altı ay boyunca her regl döneminde uygulamanız da yararlı olacaktır.

Adet sancısını azaltmak için yenmesi ve uzak durulması gereken yiyecekler…

  • Regl kanamasından önce baş ağrısı, karında şişlik gibi problemler oluyorsa reglden bir hafta önce tuzu azaltmakta fayda var.
  • Doğal idrar sökücü olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi yiyecekler bu dönemde oluşan ödemi giderir.
  • Adet sancısına karşı fındık, fıstık, et ve balık tüketmelisiniz.
  • Az işlemden geçmiş doğal yiyecekler, sebze, meyve tüketilmek gerekiyor. Pirinç, patates, yulaf gibi besinler, düşük yağ oranlı beyaz etler, baklagiller, doymamış yağ karbonlarını içeren bitkisel yağlar, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Regl döneminde buna daha da çok dikkat etmek gerekiyor.
  • Adet döneminde çikolatadan, çok şekerli, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması şart. Doğal isteğe karşı kan şekerini dengede tutmak gerekiyor. Çikolata yenilince şeker yükseliyor ve sonra aniden düşüyor. Vücut da bu ani artış ve azalmaya olumsuz tepki veriyor.

Adet öncesi sıkıntılarını azaltan yiyecekler
Araştırmalar, adet öncesi sıkıntılarının iyi bir beslenme programıyla azaltılabileceğini gösteriyor. B vitamini, kalsiyum ve magnezyum içeren yiyecekler tüketmek, adet öncesi sıkıntılarını azaltmada etkili oluyor.

B vitamini: Ciğer, böbrek, yumurta sarısı, yapraklı sebzelerde bulunur.
Kalsiyum: Süt, balık, ayçekirdeği, soya fasulyesi, yerfıstığı, ceviz, somonda bulunur.
Magnezyum: Mısır, fındık, maydanoz, elma, incir, limon, portakal, unda bulunur.

>Yetim bir kediye nasıl bakılır?

10 Haziran 2010

>

Bu aralar, çok yerde bu sevimli dostlarımızı görüyorum. Evsiz yersiz yurtsuz kalan kedi ve köpekleri beslemeyi bakmayı seviyorsak ve yerimiz buna uygunsa bu işi dikkatli ve bilinçli yapmamız gerekiyor. Ne yazk ki yerimin müsait olmamasından dolayı ben bakamıyorum. Evin içinde çok sevsem de bu sevimli ama tüylü varlıkları bakamıyorum. Kızıma hamileliğim döneminde, annemin evde beslediği kediden dolayı “toskoplazma” rahatsızlığı geçirdim, epeyce bir süre tedavi oldum, bu kızım doğunca onada geçti, yani uzun süre bu kedi kılının sebebiyet verdiği hastalığı taşıdım o yüzden o günden beri başta eşim olmak üzere evde bakmaya cesaret edemedik. Balkonda bahçede benzeri bir şekilde eve dahil ama evden dışarda bakmayı daha uygun bulduk ama onada yerimiz müsait değil. Fakat bu sadık dostları çok seviyorum, mutfak balkonumda bahçe ve sokaklarda dolaşıpta bana sık sık misafirliğe gelen dostlarım var, onlara mukavva kutu, yemek su , yağmurda fırtınada sığınacak bir köşelerini sağlamaka ancak bu görevi ifşa edebiliyorum. Ama onları yamacında yatağında evinin her köşesinde besleyen onlara anne baba olan dostseverler için güzel bir makale buldum ve paylaşmak istedim. Benim bile ilk kez duyduğum çok faydalı bilgiler var. Okumanızı tavsiye ederim…

Çok az sayıda da olsa şanslı olanlar kendilerini büyütecek, koruyacak bir yuva bulurlar. Ama sınav daha bitmemiştir. Yavru kediye bakmak, bir bebeğe bakmaktan farksızdır.
Bir çok risk ve tehlike henüz bavulunu toplayıp gitmemiştir.
Yetim bir yavru kediye nasıl bakılır?
Öncelikle telaşlanmayın. Telaşlanmanız doğal da olsa bu işin üstesinden geleceğinize inanmalısınız ve tabii ki çaba da göstermelisiniz.
 
Yavru kediler normalde annelerinden 5 ya da 6 haftalıkken alınabilirler. Seçme şansınız olmayabilir. Yani daha küçük bir yetimle karşı karşıya olabilirsiniz. Neler yapmanız ve neler yapmamanız gerektiğini sırasıyla anlatacağız.
SICAKLIK
Öncelikle yavru bir kedi sıcak tutulmalıdır. Tüyleri henüz yeni çıkmıştır ve kendini ısıtacak kadar tüyü ve yağı yoktur. Sıcak tutmak için en ideal çözüm bir kedi evi ya da bir kutudur. Kedi evinin içine 3-4 saat ara ile havluya sarılmış sıcak su torbası konulmalıdır. (Eğer mevsim yeterince sıcaksa da gece onlar için soğuk sayılabilir.) Sıcak su torbasının yaydığı ısının kaybolmaması için kedi evinin/kutunun üzeri bir battaniye ile kapatılmalıdır. Bazı kedi dostları ısıtıcı lamba da kullanmaktadır. Ama ısıtıcı lamba konusunda dikkatli olunmalıdır. Hem ışıktan dolayı rahatsız edicidir hem de yanma, yakma tehlikesi bulunmaktadır.
BESLEMEK
Sizin ilginize ve sizin vereceğiniz besine öylesine ihtiyacı vardır ki, onu besleme görevine usanmadan devam etmelisiniz. Bu fedakarlık gerektirecektir. Her bebek öyle değil mi?
Yetim yavrunun artık bir annesi olmadığına göre onun ihtiyaç duyduğu besleyici anne sütünü bulmak size kalıyor. Veterinerlerde ve eczanelerde yavru kediler için özel yapılmış anne sütü (toz şeklinde) satılmaktadır. Bunun yerine normal pastörize süt kullanmak doğru değildir. Çünkü anne sütünde sadece besleyici maddeler değil yavru kedileri hastalıklardan koruyan antibiyotikler de bulunmaktadır. Pastörize sütler anne sütü kadar hem besleyici değil hem de antibiyotik koruma içermezler. Şayet hazır bir anne sütü bulamıyorsanız mecburen pastörize süt kullanacaksınız. Ama pastörize sütü de besleyici hale getirmelisiniz. 100 gram süte 2 yumurta sarısı, 1 kesme şeker ve 1 çay kaşığı margarin yağı katabilirsiniz. Eğer hazır anne sütü kullanacaksınız, kullanım tarifinde zaten nasıl yapılacağı anlatılmaktadır. Genellikle su ile karıştırılarak hazırlanmaktadır.
Sütü nasıl vereceksiniz? Bir kedi biberonuna ihtiyacınız var. Kediler için özel biberonlar eczanelerde bulunmaktadır. Eğer kedi biberonu bulamıyorsanız iğnesi çıkarılmış bir şırınga da bu işi görebilir. Hazırladığınız mamanın taze olmasına, beklememiş olmasına dikkat etmelisiniz. (Bazı şanslı yetim kediler süt anne bulabilmektedirler. Ama bu oldukça zor bir seçenektir. Hem yavrunun hem de süt annenin birbirlerini kabul etmeleri gerekir.) Kesinlikle süt ısıtılmadan verilmemelidir. Sütün ısısı 30-35 derecede olmalıdır. Hatırlamıyor olabilirsiniz ama anne sütü vücut sıcaklığındadır. Sütün ısısını emzirmeden önce mutlaka kontrol edin. Biberonun ucundan elinizin üzerine (içine değil) bir kaç damla damlatarak ısıyı rahatlıkla kontrol edebilirsiniz. Biberon içindeki sütü ısıtmakta sıcak su dolu bir kupadan yararlanabilirsiniz. Kupayı sıcak su ile doldurup biberonu içine koyun ve ısınına kadar bekleyin.
Yavru kediler bir haftalıkken 2 saatte bir, 2 haftalıkken 4 saatte bir ve 3 haftadan sonra 6 saatte bir emzirilmelidirler.
NAZİK OLMAK
Yavru kediyi tutarken incitmemelisiniz. Henüz kemikleri yeni oluşmakta ve kıkırdakları son derece hassastır. Onu incitmeden iki elinizle tutmalısınız. Bir elinizle sırtından tutarken bir elinizle de alttan desteklemelisiniz. Mama verirken de aynı şekilde kibar ve sabırlı olmalısınız. Biberon ya da şırınga yardımıyla emzirilirken başı 45 derece yukarıya açı yapacak şekilde tutulmalıdır. Bir eli ile başını ve vücudunu kaplamalı bir elinizle de memeyi kibarca ağzına almasını sağlamalısınız. Şırınga veya biberonu fazlaca pompalamayın. Onun ağır ağır içmesini sağlamalısınız. Süt yeterince pompalanmıyorsa size belli edecektir. Doyduğunda ağzının kenarlarında kabarcıklar oluşacak ve elleri ile de emziği itmeye çalışarak size işaret verecektir. Sütünü içtikten sonra onu omzunuza yatırıp sırtına çok ama çok hafif şekilde vurun. Bu onun gazını çıkarmasında yardımcı olacaktır. Yavru kedilere fazla süt içermeye çalışmamalısınız. Zira aşırı süt onların ishal olmasına sebep olabilir.
İZOLASYON
Yeni doğmuş yavru bir bebek (annesi ile olsa bile) 7 gün boyunca dış yaşamdan tamamen izole tutulmalıdır. Henüz mikroplara karşı tamamıyla korumasızdır. Yetim yavru kedi 3 aylık olana dek diğer hayvanlardan (evinizde özellikle başka bir pet bulunuyorsa) uzakta koruma altına alınmalıdır. Diğer hayvanlar hem zarar verebilir hem de yeni doğmuş yavruya kolaylıkla hastalık bulaştırabilirler. Yavru kediyi koyduğunuz kedi evi ya da kutuyu kuru bir yerde tutmalısınız. Ne yazık ki yavru kediye yardım etmek adına bodrum, banyo gibi rutubetin ve soğuğun bolca olduğu mekanlar tercih edilmektedir. Hem nem hem de soğuk yavru kedinin sağlığını ciddi bir şekilde kötüleştirir. Ayrıca, onu keskin kokularının olduğu ortamlardan uzak tutun. Ciğerleri yaşamla henüz yeni tanıştı. Parfüm, boya, sigara kokusu onu derinden etkiler.
BAKIM ve TEMİZLİK
Kedi evi / kutu her gün düzenli temizlenmelidir. Ayrıca emzirirken kullanılan bez, havlu gibi şeyler de temiz kullanılmalıdır. Aynı şekilde biberon da düzenli temizlenmelidir. Kedi evini ve biberonu temizlerken deterjan ya da çamaşır suyu kullanmayınız. Sabun daha doğru bir temizleyicidir. Sabunun da iyice su altında arınmasını sağlamalısınız.
Emzirmeden önce ellerinizi iyice yıkamayı unutmayın. Emzirdikten önce veya sonra onun tuvaletini yapmasına yardımcı olmalısınız. Bunun en kolay yolu bir gazete kağıdı yaymak, yavru kediyi tutarak üzerine almaktır. Ilık ıslak bir mendil yardımıyla jenital organlarını yavaş yavaş silin. Bu ona annesinin tuvalet temizliğini hatırlatacaktır. Anne kediler çocuklarını dilleri ile temizler ve tuvalet yapmalarına yardımcı olurlar. Temizlik bittikten sonra ılık ıslak ve sabunlu bir bezle onu kibarca silin. Sonra sabunsuz ılık ıslak bir bezle silin ve sonra da kurulayın. Ovalamayın, ovuşturmayın. Benzeri bir temizliği emzirmeden sonra da yapmalısınız. Kulak içlerini de temizlemeyi unutmayın ve sakın bizlerin kullandığı kulak temizleme çubuklarını kullanmayın. Temizlik işinde abartıya kaçmayın. Bu temizliği yaparken modern yaşamın kolaylıklarından yararlanabilirsiniz. Piyasada satılan bebek temizlik mendilleri (alkolsüz olmalı) ve havlu kağıtlar işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.
Yavru kedinizin kedi kumu ile tanışması için en az dört haftalık olması gerekir. Kedi kumu havuzu erişebileceği yükseklikte olmalıdır ve kum sıkça değiştirilmeli, kirli kalmasına izin verilmemelidir.
TEHLİKELER
Yetim yavru bebeği bekleyen en önemli tehlikelerin başında susuz kalması (dehidrasyon) gelir. Dehidrasyon yavru bebekler için öldürücüdür ve hemen müdahale edilmeyi gerektirir. Anneleri olan yavru bebeklerden biri ayrı düşmüşse ve anne bu bebeği almakta isteksizse dehidrasyon tehlikesi söz konusudur. Dehidrasyon çok hızlı bir şekilde bebeği etkiler ve vücut ısısı hızla düşer. Dehidrasyona uğrayan bir yavru bebeğe veteriner hekimce deri altından sıvı zerk edilmesi gerekir.
Parazitler de bir diğer tehlike kaynağıdır. Dış parazit temizliği mecbur kalınmadıkça 3-4 haftalık olmadan yapılmamalıdır. Şayet sprey şeklindeki anti-paraziter ilaçlardan kullanılırsa, kullanımdan sonra yavru kedi bir bez üzerine alınıp parazitlerin 20-25 dakika boyunca ölmeleri beklenmeli ve daha sonra yavru kedinin tüyleri ılık-ıslak sabunlu bezle silinmelidir. Sonra da ılık-ıslak bezle durulanıp kurulanmalıdır.
Yavru kedilerin idrar ve dışkıları da kontrol edilmelidir. Normal renginden farklı idrar ya da dışkı sağlık sorunlarının belirtisidir ve veteriner hekime danışmayı gerektirir. Sağlıklı dışkı kahverengi renktedir. Siyah, kanlı, beyaz, sümüksü dışkı sağlık sorunu olduğunun işaretidir. Aynı şekilde berrak ve çok hafif sarı idrar da sağlıklıdır. Sarı, kırmızı, pelteli idrar da tehlikeli bir sorunu size haber verir.
BÜYÜME
Yavru bebekler doğduklarında 100 ile 200 gram arasındadırlar ve günde ortalama 14-15 gram alırlar, haftada ise 175-200 gram kadar büyürler.
7 ile 10 gün arasında gözleri açılır. Gözler dört haftalık olana dek koyu laciverttir. Asıl göz rengi 3 aylık olduğunda belli olur.
Yavru kediler, 4-6 hafta arasında sütten kesilirler ve yavaş yavaş yarı katı yarı sulu mamalara geçilebilir. Evde hazırlayacağınız yarı sulu yarı katı mamalar ya da hazır yaş mamalar kullanılabilir. 3 aylık olduğunda artık rahatlıkla kuru mama yiyebilir hale gelirler.
2 haftalıkken yavru kedilerin kulakları dikilmeye başlar. 2 aylık olduklarında tam şeklini alır.
3 haftalıkken yürümeye, 4 haftalıkken ise oynamaya başlarlar.
SAĞLIK BAKIMI
Yetim yavru kediyi mümkün olduğunca sık aralıklarla kontrol etmelisiniz. Yanlış bir şeyler olmadığından emin olmalısınız. Bu arada aşılama için de 6 haftalık olmasını beklemelisiniz. Aşılama konusunda sitenin “Aşı Takvimi” sayfasında detaylı bilgiler bulabilirisiniz.
Yavru kedinize zaman ayırmalı ve onun sosyalleşmesine yardımcı olmalısınız. Onun oyun arkadaşı olduğunuzu da unutmamalısınız. Aynı zamanda onu sevmeyi de unutmayınız.
Sizin sevginize de en az beslenme kadar ihtiyaç duymaktadır.

    http://www.kedimveben.com/bakim5.htm

>Evde hasır sepet yapımı

08 Haziran 2010

>

Evde böyle bir sepet yapmak hayli zor ve zaman alan bir çalışma, Malzeme temin edildikten sonra çok bir masrafı yok, el melekesi gerektiriyor sadece, ben yapabilirim diyen varsa buyrun hiç durmayın, hatta bu işi ticarete bile dökebilirisiniz, sabun, toka, dikiş, ekmek sepeti, yani adına ne derseniz deyin herşeye çok yakışacaktır…sabrınız ve zamanınız varsa tabi…adım adım nasıl yapılmış anlatılıyor, ben bakarken bile yoruldum, ya yapan :)

(bu aralar yorumlara cevap yazıp, ziyaretinize gelemiyorum, dışardaki işler evdekileri bastırdı, bir kaç konu planlayıp ben aradan çekiliyorum, özrümle birlikte yakında yanınızdayım güzeller)

DAHA ÖNCE NELER VARMIŞ:

İPod modelinde battaniye :)
Kavanoz kapakları kağıtla kaplanıyor
Karanfil buketinden “HELLO KİTY”
Pet şişelerden bahçenize fener

AKLINIZDA BULUNSUN:

Hasır dokumacılığı, insanlığın ilk kültür gelişmelerinden biridir. Türklerde ise hasırcılık, hasır otu ile yakından ilgilidir. Hasır Arapça bir kelimedir. Bu nedenle hasır sözü eski Türk kaynaklarında yoktur. Selçuklular döneminde, Orta asya Türkleri, hasır yapılan ota Yiken derlerdi.

>"İkiz iğne" ile makinanızda çift dikiş yapın

29 Mayıs 2010

>

Şimdi makinam oldu ya artık nerede dikiş nakış ben orada (acaba daha açtımmı diye sorsanıza, yani tembellikten değilde firmanın kursu için önümüzdeki hafta gidicem ayrıca, motora basmakla pedala basmanın nazikliği ve farkını anladığımda inanın alıştım demektir:) Makinayla ilgili kendim bir şeyler ararken bu ikiz iğneli dikişe rastladım. Burada ki makina markası “Bernina” buna göre ayrı bir modelmidir araştırmak gerekiyor. Site sahibi açıklmaya çalışmış ama bu konuda her hangi bir yardımı yok. Elimizde ki makinalara bunu uygulamak zor gibi geliyor. Yinede yanılıyorsam ve bunu bilen duyan dahası bu şekilde kullanıp diken varsa hemen bize bir selam etsinler ki bilen bilmeyen haberi olsun. Çünkü mantıken bir kere ayağın farklı olması azım, belki böyle bir aparat ayağı bağımsız satılıyordur, ama alttan mekğin ve çağanozun buna uyumu nedir bilemiyorum. Hadi ip geçirme yolu aynı, sadece masuranın takıldığı yerden masura takılıp bobinle birlikte çift iplikle geçiş yapılmış. Horozdan yaydan ve diğer aksamdan çift iplik gecmiş, makinanın modeline bakınca yani o kısmına, pek farklılık yok, ama alt iplik düzeneği için bişey diyemiycem, öğrenip bulmak lazım. Yanlız dikiş şekli çok hoşuma gitti, hele bir çeşidi “paris dikişine” benziyor, dikiş kursuna gidenler bu tabiri tekniği bilirler, tıpkı ona benziyor üsten görüntüsü, ayrıca spor dikişler için de ideal. Dedim ya iyice bakmak lazım.

>"Çin Takvimi"

25 Mayıs 2010

>

Çin takvimi denilince bilmeyen yada duymayan yoktur sanırım. Benim hamilelik zamanımda belki yine vardı bu çin takvimi ama teknoloji böyle elimizin altında olmadığı için bu tarz yeniliklerden bihaberdik. Kızımın arkadaşı geçen yıl evlenmişti, şimdi bir bebek bekliyor  Kışın ilk geldiğinde netten bakmıştık bu çin takvimine, o zaman erkek çıkmıştı, gebeliği daha başlarday dı, dur bakalım ilerleyen zamanlar da anlarız doğruluğunu demiştik. Dün bize uğradı, ve ultrasan sonucu bebişimizin erkek olduğunu söyledi. Sevincimizin yanı sıra bu takvimin doğruluğunuda öğrenmiş olduk, artık tesadüfmü yoksa hakkatten varmı böyle şey artık bilemiyorum. Ama bunu merak edenler ve yapmak isteyenler için size bu takvimi buldum.
Tabloda herşey aşikar ama kısaca tanımlamak gerekirse, gebe kalan kişinin yaşıyla, gebeliğin gerçekleştiği ayı belirlerseniz karşılığındaki harflere göre cinsiyetini blirlemiş olursunuz.
Ben yinede herşeyin başı hayırlı doğumlar ve hayırlı evlatlar diyorum. Kız erkek farketmez, sağlıklı olması sağ sağlim dünyaya gelmesi anne için en büyük ödüldür.

>Kır düğünlerine hazırmısınız?

13 Mayıs 2010

>

Yaz geliyor ya, düğün dernek kurulur artık her daim, her yörede ve her bütçeye göre. Şu kır düğünü işini çok seviyorum. Kızımız da varya, pek bir hevesle özenle bakıyoz artık böyle cicilere. Ama iki karış bahçesi olan çakma düğün salonları değilde hakkatten, bağı bahçesi, yeşilliği olanların böyle imkanları olanların , duman altı salonlara, gösteriş meraklısı olupta, biraz nam salmış adı duyulmuş otopark tarzı salonlara para yedireceklerine,

böyle doğal ve samimi bir ortamda, kendi el emeklerinin hazırlandığı  malzemelerle bu kutsal güne hazırlanmak daha mantıklı ve akıllıca bir durum. Amaaaa yokk, oğlan evi kız evi diye başlayan mahalle baskılarıyla, yapılan ve bir avuç para dökülen düğünler, kızılay misali herkesin evinde elinde aynı kına sepetleri, çerez poşetleri dururken, kim uğraşır bu işi özel kılmaya….sonra mazallah adamın şerefi parası yok denilir. Düğün alışverişine orduyla çıkan , kaynana görümce elti bekçliğinde yapılan alışverişlerde başlayan kavga gürültü nice gençleri düğün arefesinde ayırmıştır. Allah bizdeki gösterişi ve şaşayı sanırım hiç bir topluma bu kadar cömert davranmamaıştır.
Neyse, benim gibi düşünen gençlere ve genç annelerine biri iki şekil ve model olsun diyerek içinizi açacak düğün bahçeleri kolajı hazırladım.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.