Archive for the ‘Vücut bakımı’ Category

>Kullandığınız kozmetiklerin içinde neler var biliyormusunuz?

16 Şubat 2011

>

Evet başlığı okuyunca, bence gerisini de okumalısınız, pek sevmiyorum dahası ihmal ediyorum, bu süsleri püsleri özellikle yaşlanmayı geciktirici, kırışıklık düzeltici vs gibi icatlara pek inanasım yok, hadi parfüme lafım yok, severim kokuları da, diğer aldığımız ürünlerin nelerden yapıldığını okuyunca “yok artık” dedim, hele akşama benim kokoş kızım okuyun “ya anne yaaa” diyeceğinden eminim:) yazıyı okumak için lütfen buraya tıklayın.
Reklamlar

>Pedikür yapan balıklar (GARRA RUFA)

14 Ocak 2010

>

Günaydın güzeller, yine sizin güzeliğiniz için burdayım, resimde görüldüğü ve başlıkta yazıldığı gibi bugün pedikür yapan balıkları size tanıtıcam. Lakin bir kaç gündür bu konu üzerinde çalışırken, internettin bu haber ve resimle tabiri caizse yıkıldığını gördüm, ama ne yazık ki, bu konu da diğerleri gibi,  biribirni kopyalayarak, bir blog başka bir blogu referans göstererek, aynı cümle ve kalıplarla simetrik bir şekilde sanal aleme yayılmış. Bu anlayışa tamamen karşı olan bendeniz, araştırmacı blog olarak 🙂 işin kaynağına ulaşıp doğruluğunu teyid ederek  kendi derlememle bu bilgileri sizlere sunuyorum.
Görüldüğü gibi pedikür yapan balıkların asli görevi bu değil, tıp dilinde GARRA RUFA denilen bu balığın dünyada ilk ve tek yaşadığı, neslinin devam ettiği yer SİVAS’ın KANGAL ilçesinin KAVAK köyünde dere ve kaplıcalar dır ve ülkemizde adı Kangal balığı olarak geçer. Bahsi geçen bu balığın tarihi 1800 yıllarına dayanıyor, tesadüfen hasta bir çobanın iyileşmesiyle tanınan bu balıkların, ilkel yollarla başlayan bu serüveni günümüzde hala insanların sedef hastalığının iyileştirilmesiyle devam ediyor. Gelin önce bu balığı biyolojik olarak tanıyalım ;
Garra Rufa yada namı diğer Doktor Balıklar, sazangiller familyasından geliyor, 3 ila 10 cm. arasında değişen boylarıyla görüntüsü sardalya ya benzer. Yüksek minarellerin içerdiği sıcak sularda yaşayan bu balıklar, bu koşullarda başka bir besi maddesi bulamadıkları için, yaşamlarını idame ettrimek adına, tedavi nedeniyle termal suya giren insanların ölü hücreleriyle (derisiyle) besleniyorlar. 37°C yaşayan bu balıkların dişleri olmadığı için, ağız yoluyla yani dudak darbeleriyle ölü derileri koparıp besleniyorlar. Bir çok minarelin bulunduğu bu termal suda özellike selenyum sayesinde yumuyşayan ölü derilerle beslenen bu balıkların her hangi bir zararı yok, dişleri olmadığı için can yakmıyor. Sadece minik ısırklar hissiyle ilk başlarda biraz rahatsızlık verebiliyor ancak bir iki gün içinde bünye bunu kabul ediyor ve alışıyorsunuz. Başlıkta belirttiğim pedikür konusundan önce özellikle günümüzde hiç bir tedavisi olmayan sedef hastalığına bu Dr. Balıkların çare olduğunu bütün dünya kabul etmiştir. Ülkemizin haricinde resmi olarak tıbben tanınmasa da, 2008 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi tarafından bu konu onaylanmış ve resmileşmiştir.
Yalnız benim canımı sıkan bu konunun başka tarafı. Sadece ülkemiz de barınan ve yaşayan bu nadir ve kıymetli balığın bizden ziyade Avrupanın sahip çıkması ve bu konuda bizim her zamanki gibi yetersiz kalmamız. Bakın en basiti böyle bir uygulamanın yani bu balıkların güzellik sektöründe pedikür yapan meta olarak kullanılmasının bizdeki eksikliği, ABD bulunan http://www.yvonnesalon.com/ adlı spa ve güzellik merkezi, akıllıca bu yöntemi denemiş ve bir kaç yıldır 5000 kişinin üzerinde başarılı  olduklarını ifade etmişlerdir. Neden bizde bu uygulama yok, bence olamaz da zaten, çünkü Sivasın Kangal ilçesinde ki, Balıklı Kaplıcanın sahipleri yap-işlet-devret modeliyle bu balıkların tedavi ve işletme hakkını almışlardır, bu yüzden başka yerde ticaretin yapılmasını istemezler. Başka bir neden varsa da bu yine devletin ayıbı yada işletmecilerin girişimsizliği diyorum.
Bakın http://www.garrarufa.com/  adlı siteye bir göz atın, bu şirket vatanı bizim topraklarımız olan bu balıkların, Avrupa ve ABD ‘ da SPA olarak ticaretinin ve dağıtımını yapılmasına ilişkin tek hakkı olan şirket olduğunu belirtiyor. Yukarda bahsettiğim güzellik  merkezi gibi bu tarz hizmet vermek isteyen işletmelere dağıtımını ve yetiştiriciliğini yapıyor ve gerçekten de bu işi hakkıyla yapıyorlar, inanın bizden daha itinalı ve bilinçli bir şekilde bu işe sarılmışlar. Siteyi incelediğiniz de biraz ingilizce bilginiz varsa yada çeviri yöntemiyle okuyabilirseniz bazı yerlerde, “Türkiye,  şu şu tesadüfü sebeplerden dolayı, bu balıkların resmi olmayan vatanı olmuştur” diye cümlelere rastaldım ve bu beni oldukça rahatsız etti. Ayrıca ülkemizde bu konuya önem verilmediğide vurgulanmakta, haksız da sayılmazlar. Bahsi geçen kaplıcayı araştırdım, web sitesi dökülüyor,  okumak için gözlük lazım, tanıtım çok zayıf, yerleşim ve hizmet olarak çok yetersiz konfora ve görsele sahipler. Dünyanın bir çok yerinden gelen turistler ve hastalar için oldukça zayıf kalmış  bir işletme. Kaldı ki kaplıca cenneti olan Yurdumuzda öyle dört dörtlik işletmeler var ki, böyle ilk ve tek ünvana sahip bir yerin çok daha geniş ve konforlu bir hizmet vermesi gerekiyor. Her şeyden önce Kangal ilçesinin belediyenin bir sitesi bile yok, yani merak eden gelmek isteyen olsa ulaşacağı bilgi  alacağı hiç bir döküman resim yok, ama linkini verdiğim siteye bakın, herşey adım adım anlatılmış, en ince ayrıntıısna kadar tarihi, yetişitirlmesi, beslenmesi, faydaları hakkında oldukça geniş ve bilimsel sayfa hazırlamışlar, bu bence en büyük eksik ve ayıp. Millet bizim zenginliğimizden akıllıca ve doğru bir şekilde yararlanırken biz hala türbanla, ergenekonla, askerle uğraşalım. Bu kafayla daha çok ezilir büzülürüz.
Konunun özetine gelirsek, Rabbimizin bize lütfu olan bu küçük canlıların kıymetini ne yazık ki, diğer tüm güzelliklerimiz gibi  bilemiyoruz.

Teknik bilgiler : WİKİPEDİA
NOT: Bu yazı çeşitli bilgi ve belgelerce tarafımdan derlenip hazırlanmıştır, paylaşılmak istenmesi halinde lütfen izin alınması ve kaynak gösterilmesi rica olunur.