Archive for the ‘HAYAT BİLGİSİ’ Category

>"Helvacı Helva" ve "İyi Düşün Taşın" bir de böyle dinleyin

09 Şubat 2011

>

http://www.youtube-nocookie.com/v/ySK3ks89zz8?fs=1&hl=en_US
Dün akşam “öyle bir geçer zaman ki ” dizisinde,  gecen haftalar da tınısı kulağımda kalan, ve beni çok eskilere götüren şarkı vardı, “helvacı helva” Yarışmaya girecek olan grup arasında açıkçası benim Necati nin söylediği şarkı “helvacı helva” yı, daha çok beğendim, yani o kadar orginaline bağlı kalınmış ki, aynı mizansen, aynı format aynı tazr, o yüzden çok beğendim. Aslında bu şarkıyı ilk “Mavi Işıklar” adlı grubun  eseridir biraz hafızamızı tazelemek adına bu bilgileri buldum; ama önce, Mete’nin söylediği şarkı yıda dinleyelim, hemen belirteleim, bu şarkı “iyi düşün taşın” da “Mavi Işıklara” ait, sanırım burda ikisi de güzel söyledi ama tını, beste olarak baktığımızda Necati nin şarkısı daha iyi di..

“Mavi Işıklar Türk rock müzik grubu, 7 Eylül 1964 tarihinde kuruldu. Mavi Işıklar, Çetin ve Metin Yavuzdoğan kardeşler, Nejat Toksoy, Cihat Günaydın ve Zamir Manisa’dan oluşuyordu. 1964 yılında bir gazetenin çekilişlerinden birine katılarak, sahne alırlar ve çok beğenilirler. Grup üylerinin hepsi de aynı tip kıyafet giymişler ve müziklerini Amerikan tarzı olarak belirlemişlerdir. Müziği Türk halkı tarafından çok beğenilen mavi ışıklar grubu, ilk başlarda üniversitede okudukları için fazla hızlı yükselmek istemezler ve sadece bir sinema salonunda küçük konserler verirler. Ancak 1964 Aralık ayında, Hürriyet gazetesi’nin tarihinde ilk defa düzenleyeceği Altın mikrofon yarışmasına katılırlar. Sonuç ilk başta bekledikleri gibi olmayıp ikincilikle yetinseler de, aslında halk gözünde onlar birinci olmuş ve kısa sürede şöhreti yakalmışlardır. Amerikan tarzıyla başlasalar da daha özgün bir hale gelerek Batı müzik aletleri, tekniği ve tarzıyla modern Türk müziği oluştururlar. 1966 yılında Altın mikrofon müzik yarışmasında tekrar ikinci olurlar. Yine bu yıl Ankara Rüzgarı’nın yanına üç İngilizce şarkı katılarak yapılan plak en gürültü koparan bir yapım olmuştur. Eleştirmenlerden tam not alır ve “aranjman yönünden çok kuvvetli” bulunur. “Ankara Rüzgarı” Beatles’ın “Paperback Writer”ile liste başı olduğu, Marc Aryan, Peppino Di Capri ve Adamo tarafından parsellenen Top 10’a girmeyi başaran ender Türkçe şarkılardan biridir.
Zaman zaman üyelerinde askerlik, yurt dışına gitme gibi nedenleriyle değişiklikler olan Mavi Işıklar grubu pijamayla şarkı söyleme, yatak odalarını sahneye getirme gibi ilginçliklere de imza atarlar. Ancak grubun solisti Nejat Toksoy ile Orgcusu Metin Yavuzdoğan’ın aynı anda uzun süre vatani göreV için gruptan ayrılamaları grubu yavaşlatır ve nihayet arabesk rüzgarının da etkisiyle müzik yaşamlarına nokta koyarlar.
1990 yılında tekrar biraraya gelen grup 2000’li yıllarda bile eski hayranlarının yanı sıra yeni hayranlarının beğenisini toplayarak, şarkı söylemeye devam ettiler.”
Bu da dünkü yarışma için söylenen günümüzün “helvacısı”

Buda Mete’nin şarkısı

http://www.youtube-nocookie.com/v/Moht8BoQfVE?fs=1&hl=en_US

BİRAZ ESKİLERE GİDİP, BİRAZ EĞELENELEİM DEDİM..

KAYNAK

Reklamlar

>Şöhret olmuş parfümlerin içerikleri

09 Şubat 2011

>

Hep merak etmişim dir, şu çok satılan parfümlerin içeriği nedir, hangisinde hangi  çiçek, meyve, baharat özleri, aromaları var diye. Bir şey ararken başka bir şey bulmak bu olsa gerek, elime geçmişken bu bilgiler, benim gibi meraklıların ilgsini çeker dedim. Rastladığım bu sitede, parfüme dair herşey var, bence ilginç bir site, tavsiye ederim.

Miracle
Frezya yaprakları manolya, yasemin ağırlıklı çiçeksi aromanın yanında biber, zencefil ve amberin birlikteliğinden yaratılmış.
O de Lancome
Bergamot, limon, mandalina, fesleğen, biberiye, kişniş otu, hanımeli, yasemine sandal ağacı, meşe yosunu eşlik ediyor.
Poeme
Gelincik, mimoza ile vanilya, tatulya ve portakal çiçeklerinden oluşan bir buket…
Tresor
Gül, lila, iris, güneş ve kayısı çiçekleri ile şeftali, vanilya, kehribar ve sandal ağacının birlikteliğinden yaratılan bir koku.
Magie Noire
Bu kokunun temelini yasemin, sedir ağacı, tütsü, sandal ağacı, meşe yosunu, kehribar oluşturuyor.
GİORGİO ARMANİ
Ünlü modacı Armani’nin “Emperio Armani” ve “Acqua di Gio” ürünleri.
Emperio Armani Elle ve Emperio Armani İl
Kadın ve erkeğin yakınlaşmasını simgeleyen “Emperio”, cinsellik ve yumuşaklık vurguluyor. 18-35 yaş arasını hedef alan bu koku kadın ve erkek için iki ayrı isim altında düşünülmüş. Kokuların özünde kakule, adaçayı, sandal ağacı, vanilya çiçeği ve sedir ağacının birlikteliği yatıyor.
Acqua di Gio
Çiçek ağırlıklı bu parfümde yasemin, beyaz sümbül, frezya ve misket üzümünün yanısıra ağaçsı ve miskli özlerle feraklık sağlanmış.
Acqua di Gio Homme
Yasemin çiçeği, lavanta, sedir ağacı, laden otu ve miskle Trabzon hurmasının buluşmasından yaratılan bir ‘erkeksi’ koku.
VAKKO
Şimdi Türkiye’ye dönelim ve Katia’yı koklayalım… Vakko’nun şapka ve eşarpla başlayan ve pek çok koleksiyonla süren moda serüveninde “Katia” bir doruk olarak tanımlanıyor.
Katia
Bir ailenin iki kuşağının oluşturduğu moda uslubunda, üçüncü kuşağın temsilcisiyle aynı adı taşıyan Katia, inci çiçeği, frezya, sümbül gibi beyaz çiçeklerin ve mimozaların yanısıra, bol miktarda güller ve yaseminlerden derlenmiş bir çiçek demeti. Meyve veren bitkilerle sandal ağacı, misk, amber ve siklamen de parfüme ayrı bir zenginlik katıyor.
V De Vakko
Vakko erkeği için Paris’te yaratılan bu koku Akdeniz’in lavanta ağırlıklı, limon ve bergamot kokularının tazeliğini taşıyor. Orman karakterli bu koku sardunya, yasemin, paçuli, vetiver ve özellikle sedir ağacının bileşiminden oluşuyor. derinlerindeki amber, misk, vanilya ve günlük reçinesi ona modern ve erkeksi karakterini veriyor.
Piu Piu
Ve Piu Piu… Vakko’nun 0-12 yaş için hazırladığı, orman kokusu ve yaseminin egemen olduğu bir koku… Derinlerden misk, amber ve yosunun hoş beraberliği hissediliyor.
ESCADA
Escada ailesinde, Margaretha Ley’den, Sport’a dek değişik seçenekler bulmak mümkün. İşte belli başlıları:
Margaretha Ley
Çiçeksi, oryantal bir koku… Sümbül, şeftali, erik, hindistan cevisi, misk, vanilya, yasemin, gül karışımı.
Margaretha Ley Tender Light
Bargamot, hanımeli, sümbül, portakal çiçeklerinin yanısıra akasya ve sedir ağacından yararlanılarak yaratılan bir koku.
Acte 2
İçeriğinde şakayık, yabani gül, yasemin, amber, vanilya ve sandal ağacını barındırıyor.
Sport Spirit
Limon, kavun, greyfurt, mandalina meyveleriyle sedir ağacı, ardıç, lavanta, adaçayı bileşiminden oluşuyor.
Country Weekend
Ateşli, baharatlı olan bu kokunun içeriğinde defne özü, tarçın, gül ağacı, yasemin, sedir ağacı, keşmir ve muskat bulunuyor.
Lily Chic
Meyvemsi ve çiçeksi parfüm, zambak, yeşil greyfurt, limon ağacının kabuğu, amber ve Yıldız meyvesini özünde barındırıyor.

YVES SAİNT LAURENT

“Y”den başlayarak Yves Saint Laurent’in parfüm dünyasında yarattıklarını inceleyelim:
Ünlü modacının bu parfümü bergamot, süsen ve meşe yosunundan oluşuyor.
Bu kokuda limon, gardenya, gül, yasemin ve sandal ağacı karışımına rastlanıyor.
Rive Gauche Fraicheur
Alkolsüz olarak üretilen bu parfümün içeriğinde limon çiçeği, gardenya, gül, yasemin, sandal ağacı ve süsen bulunuyor.
Opium
Mandalina, bergamot, yasemin, vanilya ağırlıklı olan bu koku “oryantal” olarak tanıtılıyor.
Opium Fraicheur
Opium’un alkolsüz üretimi, mandalina, karpuz, manolya, yasemin, vanilya ve karamel karışımından oluşuyor.
Opium Pour Homme
Vanilya, anason tohumu, siyah frenk üzümü, atlas sedirden üretilen bir koku.
Paris
Çiçeksi olan bu kokunun içeriğinde mimoza, gül, menekşe çiçeklerinin yanısıra vanilya bulunuyor.
Vice Versa
Küçük kırmızı domatesler, yabani ahududu, mandalina kabuğu, şakayık, çan çiçeği, amber, sedir ve Hint yasemini karışımından oluşan bir koku.
Baby Doll
Genç ve çağdaş bayanlar için üretilen bu kokunun içeriğini greyfurt, frenk üzümü, yabani gül, frezya, zencefil, kakule, tarçının yanısıra şeftali, nar ve sedir ağacı oluşturuyor.
YSL Pour Homme
Bu erkek kokusunun özünde limon ve kekik bulunuyor.
Kouros
Baharatlı olan bu koku karanfil, meşe yosunu ve tütsü karışımından yaratılmış.
Kouros Fraicheur
Bergamot, portakal çiçekleri ve amber karışımından oluşan bir koku.
JEAN PAUL GAULTİER
Ve bir başka Fransız modacı Jean Paul Gaultier’den çiçeksi, ağacımsı, baharatımsı koku seçenekleri:
Jean Paul Gaultier
Gül, anason, süsen çiçeği, orkide ve vanilyanın yanısıra, mandalina, portakal, erik, zencefil ve amber kokularının karışımından oluşuyor.
Jean Paul Gaultier le Male
Nane, kakule, bergamot, lavanta, portakal çiçeği, tarçın, kimyon, sandal ağacı, vanilya, misk, amber bileşiminin yarattığı bir koku.
Fragile
Tatlı portakal, ahududu yaprakları, yumru çiçeği, pembe biber, sedir ağacı,kristal miskin bilemişiminden oluşuyor.
GUCCİ
Gucci’nin parfümlerinden bazıları da şöyle:
Envy
Asma çiçeği, sümbül, manolya, vadi zambağı, yasemin, misk, meşe ağacı ve sedir ağacının birlikteliğinden ortaya çıkan koku, kadınlara hitap ediyor.
Envy for men
Erkekler için yaratılan bu kokuda günlük ağacı, amber, misk, sedir ağacı, kakule, anason, kişniş, tarçın, hindistan cevizi ve yenibahar karışımı hakim.
Rush
Çiçeksi olan bu kokuda kadınlar, gerdanya, yasemin, gül, frezyanın esintileriyle karşılaşıyorlar.
Rush for men
Lavanta, sandal ve sedir ağaçları, gri misk ve tütsünün kullanıldığı bu koku da erkekler için üretilmiş.
ISSEY MİYAKE
Şimdi de Japonya’ya doğru uzanalım. Ünlü modacı Issey Miyake’den parfüm seçenekleri de şunlar:
Le Feu D’Issey
Sütlü amber, galak ağacı, Bulgar gülü, kişniş otu ve Altın Japon zambağının karışımından yaratılmış bir koku.
L’eau D’Issey
Nilüfer çiçeği, siklamen, gülsuyu, şakayık, beyaz zambak, frezya, karanfil, sümbülün iç ferahlatıcı kokularının hakim olduğu bir çiçek buketi.

L’eau D’Issey Pour Homme

Erkeklere hitap eden bu parfümde baharat kokuları hakim. Mandalina, selvi ağacı, kişniş, adaçayı, safran, tarçın kabuğu ve sandal ağacının karışımından oluşuyor.
CAROLİNA HERRERA
Carolina Herrera’dan kadın ve erkekler için üretilen iki koku:
212
Kadınlara özel hazırlanan ve çiçek özlerinin kullanıldığı parfümde sandal ağacı ve misk kokusundan da yararlanılmış.
212 Men
Erkekler için üretilen parfümde gardenya,turunçgil yaprakları, zencefil, biber, sandal ağacı, amber ve misk kokularıyla karşılaşılıyor.
HUGO BOSS
Hugo Boss’dan birkaç örnek te şunlar:
Dark Blue
“Kışkırtıcı” olarak sunulan bu parfümde misket limonu, zencefil, selvi, adaçayı ağırlıklı olarak kullanılmış.
Boss No.1
Bergamot, limon, ardıç, fesleğen, adaçayı, gül, bal, inci çiçeği, yasemin, sedir ağacı, tütün, amber, misk, tarçın, yosun karışımından yaratılan bir parfüm.
Boss No.6
Bergamot, elma, tarçın, sardunya, karanfil, sandal, sedir ve zeytin ağaçlarının bileşiminden bu koku yaratılmış.
Hugo
Yeşil elma, greyfurt, kekik, nane, bergamot, fesleğen, yasemin, adaçayı, karanfil, lavanta, sarıçam, meşe yosunu, misk, sandal ve sedir ağaçları bileşiminden ortaya çıkan bir koku.
Hugo Woman
Hugo Boss’un kadınlar için ürettiği parfümde meyve çiçek kokuları hakim. Yeşil elma, papaya çiçekleri, frenk üzümü, ıslak yosunun yanısıra yasemin, sümbül, zambak ve vanilya çiçeği bu kokunun oluşmasında yararlanılanlardan.
LACOSTE

Lacoste
‘un kadın, erkek ve çocuklar için ürettiği kokular ve içerikleri de şöyle:
Lacoste for women
“Canlı, natürel, enerjik, ışık yayan, kararlı….” Kadınlara hitap eden bu parfümde portakal, armut, yeşil elma, ananas meyvelerinden, beyaz lale, beyaz gül ve ıhlamur çiçeklerinden yararlanılmış.
Lacoste Junior
Turunçgillerin ferahlığını yaşatan bu parfümde portakal, mandalina, bögürtlen, çilek meyvalarının tadına varılıyor.
Booster
Nane şekeri, mentol, limon, portakal ve lavantanın bileşiminden yaratılan bir koku.
BVLGARİ
Bvlgari’den değişik kokular:
Bvlgari Pour Femme
Yasemin çayı ağırlıklı olarak yaratılan kokuda İtalyan bergamot, portakal çiçekleri, gül, menekşe, mimozadan da yararlanılmış.
Bvlgari Pour Homme
Bergamot, portakal çiçekleri, siyah frenk üzümü, Darjeeng çayı, su zambağı, müge çiçeğinin yanısıra biber, gül ağacı, amber ve miskin büyüsünü barındırıyor.
Eau Parfumee Eau de Cologne
Yeşil çay ağırlıklı üretilen koku hem erkeklere hem de bayanlara hitap ediyor. İçeriğinde bergamot, kişniş portakal çiçekleri, biber, meşe yosunu bulunuyor.
Black
Yine hem bayanlar hem de erkekler için üretilen bir parfüm… Esas maddesi olan siyah çayın yanısıra çam sakızı, amberden de yararlanılarak hazırlanmış.
DOLCE&GABBANA
Dolce&Gabbana’dan kadınlara ve erkeklere alternatifler:
Dolce&Gabbana Pour Femme
Çiçek ağırlıklı olarak yaratılan bu kokuda fesleğen, mandalina, sarmaşık, müge çiçeği, yasemin, portakal, kırmızı karanfil, kişnişin yanısıra vanilya, misk, sandal ağacı da kullanılmış.
Dolce&Gabbana Pour Homme
Dinamik erkeklere hitap eden bu koku, limon, bergamot, portakal, mandalina, biber, lavanta, tarhun, adaçayı, tütün, misk, sedir ve sandal ağaçlarının karışımından oluşuyor.
By Dolce&Gabbana
Canlı ve enerjik kadınlar düşünülerek yaratılan parfümde menekşe, mandalina, bergamot, müge çiçeği, sıklamen, zambak, vanilya, Brezilya kahvesi, misk, sandal ve sedir ağaçlarıyla karşılaşıyorsunuz.
By Dolce&Gabbana Man
Biber, muskat yaprakları, lavanta, sandal ağacı, süpürge otu, amber karışımından oluşuyor.
D&G Feminine
“Canlı, neşeli, ateşli, enerjik, gençleştiren” olarak tanıtılan parfüm mandalina, beyaz siklamen, yeşil armut, sarı mimoza, zambak, misk, vanilya, sandal ve kaşmir ağaçları karışımından hazırlanmış.
D&G Masculine
Bu parfüm de “canlı, taze, seksüel, aromatik” olarak lanse ediliyor. İçeriğinde bergamot, limon, kekik, fesleğen, nane yaprakları, biberiye, incir ağacı, vanilya kabuğu ve misk bulunuyor.
LAURA BİAGİOTTİ
Laura Biagiotti tarafından yaratılan parfümlere de bir göz atalım:
Laura
Çiçeklerin ve meyvelerin birleşmesinden ortaya çıkan bu parfümde kavun, beyaz şeftali, frezya, kamelya çiçeği, menekşe, iris, su zambağı, kuzgun otu, sandal ağacı, vanilya bulunuyor.
Roma
“Oryantal” olarak tanımlanan bu koku, bergamot, limon, portakal çiçeği, meyve kompleksi, sümbül, gül, yasemin, sandal ve sedir ağaçları, amber, vanilya, misk ve yosunu bünyesinde barındırıyor.
Roma Uoma
Mandalina, pembe greyfurt, fesleğen, defne yaprakları, sardunya, meşe yosunu, sedir, sandal, massoia ağaçları, vanilya, misk ve amber karışımından oluşan bir koku.
Venezia
Şeftali, erik, bergamot, şam gülü, yasemin, orkide, gül, vanilya, sedir, sandal, amber, misk ve benzoin karışımından yaratılmış.
Tempore Donna
Taze, meyvemsi, ağacımsı olan bu kokuya armut, siklamen, mandalina, yasemin, manolya, erik, Mayıs gülü, sandal ağacı, fındık, siyah çikolata ve vanilya karışımının güzelliği yansıyor.
Tempore Uomo
Yeşil yapraklar, kavun, mandalina, ananasın yanısıra kakule, siyah biber, kişniş, ardıç, tarçın karışımından oluşuyor.
PACO RABANNE
Paco Rabanne’ın koku dünyasına kazandırdığı ürünlerden bazıları da şöyle:
Paco Rabanne Pour Homme
Bergamot, lavanta, kekik, biberiye, tarhun, sardunya, karanfil, meşe yosunu ve ballı tütün karışımından üretilmiş.
Sport de Paco Rabanne
Özünde bergamot, Mandalina, greyfurt, sardunya ve yasemin bulunuyor.
XS Pour Homme
Bergamot, mandalina yaprakları, kişniş, yabani nane, gül ağacı, ardıç çileği, sardunya, yabani gül, karpuz, misk, sandal ağacı, amber, sedir ağacı, meşe yosunu ve adaçayı karışımından oluşturulan bir koku.
XS Pour Elle
XS Pour Homme’un baharatllı karışımına karşı, XS Pour Elle çiçeksi bir güzellik sunuyor. Karışımında mandalina, su yasemini, menekşe yaprakları, frezya, siklamen, leylak, sandal ağacı ve miski barındırıyor.
Paco Energy
Bayanlar ve erkekler için üretilen bu parfümden acı portakal, ardıç, greyfurt, siklamen, çimen, sedir ağacı ve miskin kokuları yayılıyor.
CHEVİGNON
Chevignon’dan iki parfümü de listeye ekleyelim:
Chevignon
Mandalina, greyfurt, adaçayı, nane yaprakları, menekşe yaprakları, sedir ağacı, misk, vanilya ve portakal çiçeklerinin kombinasyonundan yaratılan bir koku.
Best of Chevignon
Bergamot, mandalina, acı portakal, muz yaprağı, beyaz biberin özü, sandal ve sedir ağaçları bu kokunun oluşmasına katkıda bulunmuşlar.

CHRİSTİAN DİOR

Christian Dior‘un yelpazesinde yer alan parfümler ise şöyle… Önce kadınların dünyası:
Eau de Dolce Vita
Aydınlık, fresh bir koku. Armut çiçeği ve vanilyanın karışımı.
Dolce Vita
Zambak ve Heliotropin kokularından oluşturulan koku, esrarengiz, sofistike kadınlar için…
Diorssimo
Romantikler için bir parfüm. Vadi zambağı ve yasemin ferahlığı hissediliyor.
Diorella
Dinamik, özgür, doğal kadınlar için yaratılan kokuda hanımeli ve şeftaliden oluşuyor.
Tendre Poison
“Zehrin şefkatli yüzü” olarak lanse edilen parfüm, Galbanum ve Frezya kokularını içeriyor.
Poison
Kışkırtıcı, gizemli, cesur kadınlara hitap eden parfüm böğürtlen ve reçine kokularının karışımı.
Hypnotic Poison
Zambak, yasemin ve Jacaranta ağacının karışımı.
Miss Dior
Yasemin ve meşe yosunu kokularından yaratılan, klasik bir koku.
Dune
“Okyanusta yürüyüş anlarının sembolü” olarak tanımlanan koku şakayık ve şebboydan oluşuyor.
J’adore
Gül ve mürdüm eriğinin karışımı olan koku oldukça kadınsı…
Ve erkekler için yaratılan Christian Dior’lar:
Dune
İncirin yaprak ve ağacından yararlanılan koku özgürlüğünü seven erkekler için üretilmiş.
Eau Sauvage
Limon ve Vetiver karışımı olan parfüm klasik, şık erkeklere hitap ediyor.
Eau Sauvage Extreme
Lavanta ve Sedir Ağacı kokularını içinde barındırıyor.
Fahrenheit
Sakız çiçeği ve Sandal ağacının bileşiminden oluşuyor.

KAYNAK

>"Yüksek dozda fruktozlu mısır şurubu" denilen illet (mutlaka okuyun)

05 Şubat 2011

>

Son yıllarda ki, gıda katkı maddeleri sağlıkta ve sağılığımızda yeterince boy gösteriyor. Yıllardır okurum, bakarım, ama ne yazık ki bilinçli tüketici, bilinçli anne, ve bilinçli vatandaşın (ki bunların sayısı parmakla gösterilecek kadar az ve gittikçe azalmakta) bu kişilerin dışında bu işe ses çıkarmamak, hasır altı etmek, onay vermek, denetlememek bazı siyasilerin, ve bu işten rant sağlayan firmaların birbirleiryle paslaşması sonucu özellikle Mısır şurubu” denilen yüksek dozda ki fruktoz maddesinin zararlarını ayyuka çıkarmıştır. Bugün sokağa çıksanız nedir bu “mısır şurubu” diye sorsanız kaç kişi cevap verir, yada nasıl tanımlar. Çocuklarımızın ve bizlerin geleceği sağlığı ile oynamaya kimin ne hakkı var bu kadar?
Bir çok Avrupa ülkesinde yasaklanan veya sınırılı bir kota verilen bu maddeye, ülkemizde bırakın yasaklanmasını, denetlenmesini bilakis kota yükseltilmesi var, dün gece siyaset meydanında dinledim, daha önce de bir haberde okumuştum,Ülkemizde 2001’de çıkartılan şeker yasası ile mısır şurubu üretim kotası yüzde 10 olarak belirlendi, fakat sonra yüzde 15’e yükseltildi. Halbuki bu kota ABD’de yüzde 2, Almanya’da binde 8.9, Fransa da ise binde 4.9! Bu nasıl bir sorumsuzluk ve aymazlıktır, hangi gerekçe veya nedenler sağlımızla oynama hakkını verir. Önce çiftçiye dur “şeker pancarı ekme” diyeceksin, sonra “mısırı ekme” diyeceksin, sonra şeker için dışardan “mısır” ithal ediceksin, hani bildiğimiz “sakaroz” yani çay şekeri denilen, şeker pancarından yapılan “neyaz şeker” olsa amenna, ama yediğimizin içitiğimizn içinde ki şeker ne yazık ki, yapay “yüksek fruktozlu mısır şurubu” hadi bunuda geçtim, bellir bir kotası olur tamam, hem onu tavan yapıcaksın, hemde bu mısırları “genetiği değiştirilmiş mısırlar” dan alıcaksın…oh ne ala…
Özellikle çocuklarımıza cazip gelen hazır yiyecekler, ve bu cazbeye kapılan anneler biraz daha dikkatli olmalı, sürekli al benisi olan, rengarenk şeker, kurabiye, pasta, cicili bicili hamurlar, çerezler, colalar, gazozlar, kekler derken her an her iki kişiden biri kanser hastalığı potansiyeli bireyler yetişiyor.  Hani mümkünü olsa “Ali babanın çiftliği” misali her şeyimi kendim yetiştirip ekip biçicem, biraz para olsa, gözüm ne yatta ne katta, sadece sağlık ve huzurlu bir hayatta….
Bu “mısır şurubunu” bir çok yerde okudum araştırdım, çoğu teknik terim ve tıbbi, zirai dilden anlatılmış, sizlere onların da linklerini vericem ama ben daha yalın bir halde, herkesin anlayabileceği şekilde özetlemek istiyorum, bu yüzden bir kaç yerden derleme yaptım.
Mısır şurubunun ağası olan, “fruktoz” meyvelerde bulunan doğal bir şekerdir, ama burda bahsedilen ise, nişasta bazlı ürünlerden yapay olarak elde edilen furktozdur, yani, zaten doğanın bize bahşettiği fruktoza ve glikoza kimsenin lafı yok, ama bunları yapaylaştırarak üretilmesine, üretim aşamasında ki metodlara lafımız çok. Bildiğimiz sükroz yani “beyaz çay şekeri” yani şeker pancarından elde edilen şeker, işte bu fruktoz ve glikozun çeşitlli enzimlerden sonra parçalanmasından meydana geliyor. Buraya kadar tamam, ama sonrasına bakalım;
mısır nişastasının önce glikoza, sonra da bu glikozun yüksek oranlı fruktoza dönüştürülmesiyle oluşturulan kimyasal şeker. bu işlem sırasında 3 farklı enzim kullanılarak nişastanın parçalanması gereklidir. Birinici aşamada nişastadan küçük şeker zincirleri  elde ediliyor. ikinci aşamada, şeker zincirlerini daha küçük parçalara bölerek glikoz elde edilmesini sağlıyor. Bu enzim aspergillus adlı mantar tarafından üretiliyor. Üçüncü aşamada kullanılan enzim ile fruktoz ve glikoz % 50-50 yarı yarıya içeren bir karışıma dönüştürüyor. Bunlardan sonra karışım iki aşamadan daha geçirilerek içinde %42, %55 veya %90 oranında fruktoz barındıran “yüksek fruktozlu mısır şurubu” (hfcs) üretiliyor.”
İşte bu “malum şurup” diğer şekerden daha ucuza mal olduğu için, taşınması, yapımı daha kolay olduğu için üreticierin baş tacı, Fatih Altaylı nın yazısında da okursanız, Türkiyede 4 büyük bu işi yapan firma var, bunlardan biri Cargyll firması ki şimdi ortağı Ülker. 
Şimdi işin daha vahim kısmı geliyor, bunu Yiğit Bulut köşesine de taşımış, şu anda iddia deniliyor ve araştırılıyor ama benim canım memleketim de paraya açılan her kapı mübahtır, yani bu “mısır nişastasının” çeşitli enzimlerden sonra şurup olabilmesi için bir takım reaksiyonlardan geçmesi gerekiyor, bunun içinde “domuz kemiği” kullanılıyor. Bunun için size bir başka uzmandan bir paragraf paylaşmak stiyorum;
“Bu tatlandırıcı maddelerin yapımında kullanılan mısır ve benzeri nışastaların en önemli problemi genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerden üretilmiş olma ihtimalinin büyük olması ve üretim esnasında saflaştırma safhasında kullanılan aktif karbonun kökenidir. Aktif karbonun hayvan kökenli olması, haram hayvanların kemiklerinden yapılmasını gündeme getirir.”
İşte böyle sevgili anneler, anne adayları ve hanımlar, çocukların istedklerini yapmak adına, onları mutlu etmek adına neleri yedirdiğimizi düşünmek lazım, özellikle buradan pasta ve kurabiyecilere soruyorum, bir çok malzeme ve tariflerine baktığımda “mısır şurubu” geçiyor, acaba bunun için başka bir yol yokmu, bir muadili yokmu, varsa bilgilendirirseniz seviniriz. 
Bu arada biz yetişkinlere ne demeli, bu şurubun nasıl şişmanlattığını, çocuklarımız dan nasıl obezite potansiyeli yarattğına bir bakalım;

Yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFSC) birçok içeceğin şeker içeriğini karşılarken, ketçap, salata sosları ve bazı tür ekmekleri tadlandırmaya kadar birçok yiyecekte kullanılır. Bununla beraber vücutta sindirim sistemindeki açlığı kontrol eden hormonlara çelme takıp bozulmalarına neden olur.

Sonuç: Dolu ve tok bir mideye sahip olduğunuzu beyine iletmesi gereken hormonlar düzgün işlemez böylece daha fazla açlık duyarsınız. Bugünden itibaren yiyeceklerdeki besin değerleri etiketlerini daha dikkatlice okuyun ve tükettiğiniz mısır şurubu miktarını azaltarak daha sağlıklı olun.

Sindirim sisteminizdeki iki temel hormon sayesinde açlığınızı ve iştahınızı kontrol edersiniz.

Grelin hormonu midede saklanır ve iştahınızı arttırır. Mideniz boşaldığınızda grelini dışarıya salgılar ve yiyecek ihtyacı duyduğunuzu beyine iletir.

Leptin ise beyninize midenizin dolu olduğunu söyleyen hormondur. Yüksek fruktozlu mısır şurubu leptin hormonunu saklar ve beyninize tok olduğunuz mesajının iletilmemesine sebebiyet verir.

Aynı şurup konu greline gelince kesinlikle çalışmasını engellemez ve midenizde yeteri kadar yiyecek bulunsa bile beyninize devamlı aç olduğunuz mesajının iletilmesini sağlar.
Yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketiminin yaygınlaşması, belki de yaygınlaşma olan obezite sorunun fizyolojik nedeni olabilir.

Birçok üretici, ürünlerindeki yağ miktarını azaltıp bunu özellikle belirtirken, arttırmakta oldukları mısır şurubu oranından bahsetmemektedir.

Sizlere şimdilik aktaracaklarım bu kadar, Lütfen bu yazıyı iyice okuyun, okutturun. Çocuklarımızın ve bizden sonraki nesilleri “emanet oylarla getirdiğimiz siyasi iktidarların” ihtiraslarına kurban edilmesine göz yummayalım.

http://www.gidaraporu.com/glikoz-fruktoz-glikosurup_g.htm

http://www.haberturk.com/yazarlar/597300-glikozfruktoz-dosyasi-korkunc-detaylar-iceriyor

http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/597639-saglik-bakanligi-fruktoz-icin-kurul-topluyor
Özellike bu yazıyı okuyun, ve Fatih Altaylıya bir arı üreticisinden gelen maili okuyun.
http://cerkezkizi.blogspot.com/2008/06/misir-urubu-nasil-imanlatir.html
 http://www.food-info.net/tr/products/sugar/types.htm

>Funda Arar’dan yep yeni, tap taze bir şarkı

05 Şubat 2011

>

http://www.dailymotion.com/swf/video/xgvgui?width=&theme=none&foreground=%23F7FFFD&highlight=%23FFC300&background=%23171D1B&start=&animatedTitle=&iframe=0&additionalInfos=0&autoPlay=0&hideInfos=0
İste size yepyeni sıcak sıcak taze taze Funda Arar şarkısı. Bu günlerde çıktı çıkıyor derken, derhal almayı düşündüğüm cd lerden biridir. Dört gözle çıkmasını bekliyordum. Çok güzel bir şarkı, diğerleri de eminim öyledir. Bu kadın bana Nilüferi hatırlatıyor, sanırım onun kadar sanatçı ve onun kadar yıllar sonra kalıcı olucaktır, çünkü sadece sanat icra ediyor, ötesi yok…

>Nostaljik aletler (popcorn-pamukşekeri…)

03 Şubat 2011

>

Evdeki popcorn makinası miyadını doldurunca, yeni arayışlar için küçük bir pazar araştırmasına koyuldum, koyuldum da ne gördüm, işte bu cicileri gördüm. Nostalgia Electronic firmasının bizim gibi eskiye meraklılar için sunduğu bu nosataljik makinalara bayıldım. Pamuk şeker yapma makinasından tutun, popcorn, buzlu şeker, ve hotdog için mutfaklarda olması gereken aletleri harika bir tasarımla hazırlamışlar. Özellikle çocukların gönlünü fetheden bu lezzetleri böyle orginaline sadık kalarak hazırlamak ve sunmak çocuklar kadar anneleri de heyecanlandıracaktır. Piyasada bu aleti sizlere ulaştıran online mağazalar mevcut, biraz didikledinizmi bulacaksınız. Benden söylemesi.

>Evde "zeytinyağından doğal sabun yapımı"

30 Kasım 2010

>

Zaman zaman ev yapımı araç gereçlerle sizlere bir şeyler sunmaya çalışıyorum. Bayram öncesi bu site ve bu konuyu hemen bir kenara ayırdım, sizlerle bunu mutlaka paylaşmalıyım dedim. Kimyasalın neredeyse girmediği sektör yok, artık çarşı pazar dolaşırken nerde “organik ve doğal” ürünler biz ordayız. Hani mümkünü olsa “Ali Babanın çiftliği” ni kurup herşeyi kendimiz yapmak istiyoruz. İşte bu kendi yapabileceklerimizden bir örnek. Sabun hepimizin vazgeçilmezi, sağda solda hep bu konuda görüyoruz okuyoruz ama genelde süs sabunları tarzında. Bu site deki sabun tamamen “sabun işlevselliğini” içeren bir ev yapımı tarifi, malzemeler sadece zaman alıcı türünden ama bir kere alışıldımı sanırım hep yapılması gereken bir ihtiyaç diye düşünüyorum. Özellikle etrafımız bu kadar kimyasal olmuşken.
YEREL ve DOĞAL SABUN YAPIMI
Kül suyu ve Zeytinyağı ile…
Gereken araç ve malzemeler;
Yağ (Yenmeyecek kadar acı herhangi bir yerel yağ)
Kül (Herhangi bir odun olur ancak Meşe daha iyi olur)
Su (Yağmur suyu daha iyi olur)
Tuz (Deniz yada Kaya tuzu)
Ekşimiş süt sıvısı (Ph oranını 9 un altına indirmek için)
Koku (Hoşunuza giden bir yağ yada Tarçın gibi bir toz koku)
Kazan (ölçünüze göre hacmi siz belirleyin;tencere,bakraç,vs)
Ateş (biz odun ateşinde yaptık,siz tüpte de deneyebilirsiniz)
Enli tahta (karıştırmak ve sabunun oluş sürecini kenarındaki akışkanlığı izlemek için)
Bome (yağı sabunlaştıracak kül suyunun olup olmadığını ölçmek için)
Ph ölçer (sabunumuzun cildimizi tahriş etmeyecek ölçüye ayarlamak için)
Isı ölçer
Veee bol sabır ::-)
Önce Denemeler;
Soğuk sabun yapımı denemeleri
1) 2 birim zeytinyağının üzerine 1 birim 21 bome kül suyu çok yavaş dökülüp mikserle hızla karıştırılınca sabunlaşma tepkimesi verdi ama ph 13 değerinde çıktı. Bu pH değeri beklenenin üstündeydi.
Doğal,köy vs adıyla yapılan sabunların ph’ını ölçtüğümüzde 9-10 çıktığını gördük.
2) Baz (Kül suyu) zeytinyağının üzerine hızla dökülünce sabunlaşma tepkimesi veriyor ama zeytinyağının tamamı tepkimeye giremiyor. Büyük kaptan alınan bir örneğe ısıtılmış zeytin yağı dökünce homojen bir karışım elde edlidi ama ph da bir değişme olmadı. Başka bir örneğin üzerine incir sirkesi eklendi (ph:3) sabunlaşmaya bir etkisi olmadı. (ancak 5 C ve üstü zincir uzunluğuna sahip yağ asitleri sabunlaşma gerçekleştirebilirmiş ) Ph’da da bir değişim olmadı. Yine başka küçük bir örneğe asit baz tepkimesini hızlandırması için etil alkol eklendi (%96) ama herhangi bir etki gözlenmedi.
Son olarak bütün örnekler karıştırılıp kaynatılınca bir sabunlaşma reaksiyonu oldu ama ph:11 olarak kaldı ve elde yağlı bir his bıraktı.
Sıcak sabun yapımı:
1) Yağ ısıtıldı 45 C dereceye soğutuldu. Kül suyu ısıtıldı oda sıcaklığına soğutuldu. Bu iki örnek belirtilen sıcaklıklarda kül suyunun yavaş yavaş verilmesi suretiyle birbirine karıştırıldı. Bu işlem sırasında küçük değişimler haricinde herhangi bir tepkime gözlenmedi. İşlem sırasında sürekli ph kontrolü yapıldı. Ph ölçümlerinden yararlanılarak asitlik düştüğünde baz(kül suyu) yükseldiğinde asit(kaynatılıp soğutulmuş yağ) eklenerek tepkime gerçekleşen pH aralığı tespit edilmeye çalışıldı. Gerçekten de pH’ı 10’un üzerine çıkan numuneye yağ eklenmesiyle bir anda tepkime oluştuğu gözlendi. Bu tepkimeyi hızlı bir pudingleşme izledi. Deneyin devam ettirilmesiyle sabunlaşma tepkimesinin 8-10 pH aralığında gerçekleştiği gözlendi. Önceden yapılmış sabunların da pH’ının bu aralık içinde olduğu öğrenildi.
2) Yağ ısıtıldı 45 C ‘de kül suyu damla damla eklenmeye başladı. Sabunlaşma tepkimesi gözleninceye kadar bu işleme devam edildi. Bir önceki maddede kazanılan pH aralığı (8-10) dikkate alınarak pH bu aralıkta tutuldu. Tepkime başlayınca pH kontrolünün de ışığıyla kül suyu ilavesi kesildi. 1,5 kül birim suyu 10 birim yağ kullanıldı. Daha düşük oranda kül suyu kullanılabilirliğinin imkanları araştırıldı. Sabun oluştu ve kalıba döküldü. Son pH 10 olarak gözlemlendi. Sabun el yıkanarak denendi. Sabunun yağı çözdüğü fakat küçük de olsa elde bir yağlılık hissi bıraktığı gözlendi. Bu hissin kullanılan düşük kül suyu oranından kaynaklanabileceği öngörüldü. Aynı örnek üzerinden bir miktar alınarak tuzun etkisi ölçüldü. Tuz koyulan örnek daha jelimsi bir yapı kazanırken diğer örneğin daha kuru olduğu saptandı. Bu sonuç şaşırttı. Çünkü araştırmalara göre tuzun çökelmeye yardımcı olarak daha sıkı bir yapı kazanımına destek olacağı varsayılıyordu. Yine de belki bu sonuç analiz hatalarından kaynaklanıyor olabilir.
3) Daha önceden standartlaştırdığımız 1 birim kül suyu 2 birim yağ oranı uygulandı. Bu kez farklı olarak kül suyu damla damla değil doğrudan ilave edildi. Öncekilerin aksine yalnızca bir kez karıştırılarak tepkime kendi haline bırakıldı. Sonuç oldukça umutlandırıcıydı. Deney oldukça kontrol altında gerçekleşti. Daha önce hiç olmadığı kadar güzel bir kıvamda sabun elde edildi. 5. dakikada tepkime köpürme şeklinde tüm kaba yayıldı. 15. dk da köylünün deyişiyle balgama dönüştü, 30. dakika da hacim küçüldü muhallebi görünümü kazandı ve kalıplandı. Kıvamın güzel olması yağ kül suyu oranının 2/1 olması yönünde destek veren bir sonuçtu. Bu deneydeki tek sorun elde edilen sabunun elde çok az bir yağlılık hissi bırakmasıydı. Bu durum asit baz oranının ya da kül suyunun yavaş yavaş eklenmesinin tepkimede önemli olabileceğini düşündürdü.
4) Kül suyu yağ oranını sabitlemek adına 1/5, 2/5 ve 3/5 oranlarında kül suyu ve yağ ateş üstünde tepkimeye sokuldu. 1/5 örneğinin pH ı 11 2/5 örneğinin pH ı 10 3/5 örneğinin pH ı ise 9 olarak tespit edildi. Baz oranı ile pH arasındaki ters orantı şaşırttı. Baz oranının arttırılmasıyla pH ın artması beklenirken pH ın düştüğü gözlemlendi. Elde edilen sabunların elde bıraktığı his açısından en verimlisi 3/5 örneği oldu.
Tüm bu bilgiler ışığında;
Daha küçük kül suyu oranlarında sabunun üretilebileceği bilgisine rağmen en uygun oranın şimdilik 1 birim kül suyu iki birim yağ olduğu,
Yağı ateşe koyduktan hemen sonra 40-45 C de iken kül suyunu bir kerede tamamının yağa karıştırılacağı,
Tepkimenin ancak belli bir sıcaklıkta verimli bir şekilde gerçekleştiği; bu sıcaklığın da 95 C ve üstü olduğu
İşlemin örneğin büyüklüğüne göre yarım saat ila bir saat arasında sürdüğü
pH aralığının 8-10 olduğu
İşlem sırasında kül suyunun bomesinin önemli olduğu (21)
Bilgilerine ulaşıldı.
Ve
Bomesi ayarlanmış (21) kül suyunun üretim zorluğu, uygulanan ısıtma işleminde kullanılan yoğun emek,kaynak ve geleneksel olarak kül suyundan sabun üretiminin daha farklı metotlarla da yapıldığını bilmemiz bizi daha farklı metotları araştırmaya sevk ederek yapılan tüm çalışmaların yeniden gözden geçirilmesi gerçeğini doğuruyor…
Özet;
Kül suyu yapımı;
Her hangi bir odun külü olabileceği gibi meşe içeriğindeki potasyum zenginliği daha yüksek bome oranlarına ulaşmamızı sağlıyor. Eğer kül üretemiyorsanız size en yakın odunda ekmek,pide,lahmacun pişiren fırından bol bol ve tertemiz kül alabilirsiniz.
Biriktirdiğiniz yağmur suyu veya kireç oranı düşük bir suyla 1/1 oranında karıştırın. 2 saat sonra kül çöker ve üstte kalan suyu ölçtüğünüzde 2 bome gelir. Bu karışımı kaynatmaya başladıkça bomesi yükselir.
Siz denemelerinize 10-15 bomelerde başlayabilirsiniz.
Sabun yapımı;
Kazanımıza (Tenceremize) 2 ölçek oldukça acı yenmeyen zeytinyağını koyup ateşi yakıyoruz.40 C de yüksek bomeli (21) kül suyumuzu bir defada boşaltıyoruz. Hemen köpüklenme ve kazanın yukarısına doğru yükselme başlar. 5-10 dakika sonra ballanma,balgamlanma yada pudingleşme başlar.Bir süre sonra (kazandaki karışımın çokluğuna göre 10 ila 60 dakika arasında değişir) karışımda köpüklenme kalmaz. Bu aşamada arap sabunundan daha kıvamlı olsun diye tuz ilave edebiliriz. Sabunda istediğimiz koku malzemesini şimdi az miktarda koyabiliriz. Enli tahtamızla karışımı alıp tahtanın yanından süzdürdüğümüzde ayrı ayrı sıvılar yerine sadece tek bir sıvı-bal gibi yavaş yavaş akıyor ya da hiç akmıyorsa sabunlaşma bitmiş demektir.
Takıldığınız her aşamada bize danışabilirsiniz.
Kasım,2010
KAYNAK

>Bu da "kolay sarımsak soyma" yöntemi (video)

30 Kasım 2010

>

Sarımsak soymak kimimize işkence geliyor, eğer daha önce malzeme hazırlama şansımız olmadıysa tam yemek yaparken işi bırakmak, eller ıslaksa kurulamak gibi zaman kaybını yaşıyoruz, işte size sarımsağın çok basit olarak soyulma yöntemi.

>Kaynamış yumurta 5 san. nasıl soyulur? (video)

30 Kasım 2010

>

Bu kadar marifetli olurmuyuz bilemem ama sanırım denemekte yarar var.Kaynamış yumurtayı sıcak soyamamak hepimizin derdi oluyor. Teknik güzel de, benim kafa basmadı hala, yani mantığını çözemedim, sanırım yorgunluktan dimağım yumurtayı pek önemsemiyor.

>"Eski Kartpostallar" eski hatıralar…

23 Kasım 2010

>

Zamanın birinde, bayraml ar, yeni yıl lar, yaklaştımı, gurbette ki sevdiklerimize “kartpostal” yollamak için soluğu kırtasiyeler de alırdık. Yılbaşı geldiğin de “simli noel amcanın”bahçesinde kardan adam olan evlerin ” resimlerini arardı gözlerimiz. Eğer ailemiz ise uzakta ki sevdiklerimiz, hani meşhur “aile saadeti içeren” kartpostal lar favorimiz di. Masa başında toplanmış, doğum günü pastasını üfleyen çocuk, yanında kardeşi ve anne babası, yada gazetesini okuyan baba, elinde örgüsü anne, şöminenin önünde oyuncak terniyle oynayan çocuk. Biraz hüzünlüysek hayran hayran bakar “keşke o resimde ki ev bizim” olsa diye iç geçirirdik. Genelde Almanya furyasında ki yakınlarımız dan gelirdi bu güzel yabancı “mutlu aile” resimleri…
En çok bayramlar da bir telaş olur du, baklavalar bir hafta önceden açıldığı için tek tek,  bu hazırlıkla birlikte ancak bir haftada giden mektuplar için erken erken davranırdık. Teknoloji devi bizi bu kadar ağına almadığı için, öyle zırt pırt “şak şak” çektiğimiz resimler pozlar olmadığın dan, bulunduğumuz şehrin resimlerini yollardık, sanki bizi temsil ediyor, “biz burda yaşıyoruz, bu şehrin havasını soluyoruz” der gibi arkasına başlardık “bu resmin hatırası olarak….” diye devam ederdi, özlemimizi anlatan kelimeler. Şimdi bu manzaralara bu şehirlerin saf haline bakıyorum da acaba ilerleyen zaman bize çok mu iyilik etmiş “teknoloji ve bilimi” sunarak. Ben şahsen özlüyorum o kordonda ki faytonla gezdiğimiz yılları….

>Evde "oda kokusu" hazırlamak

17 Kasım 2010

>

Bu bayram malum, evde et kokuları, kurbanlıklar telaş derken yapılan temizliklten eser kalmıyor. Yeri imkanı olana ne mutlu da, yine çoğumuzun evde ki et kokularından rahatsız olduğumuzu biliyoruz, hele benim oğlan gibi evde burnunu sıkarak dolaşanınız varsa şu oda spreyleri can kurtarıcımız. Bizim evde her odada her köşede neredeyse mevcut. Banyo wc dahil. Temizlik te illa ki olmazlarım dan biridir bu kokulu malzemeleri kullanmak, sanki temizlik yapıldığına dair noter görevi yüklüyorum bu güzellere. Ancak bu kimyasal hoşlukların burunlar da koku alma hücrelerine verdiği zararı bilmemek mümkün değil. Bu yüzden aromatik bitkiler mezunu kızımın da tavsiyesi ile, evde basit bir oda kokusu yapmaya karar verdim. Bayramdan sonra ilk işim bu olucak. Benimle birlikte yapmak isteyen olur diye öncesinde paylaşmak istedim. 
Gerekli malzemeler basit, her yerde bulunabilecek türden. Bize lazım olan sadece; Boş sprey şişesi (ben Glade in biten oda spreyini kullanıcam) saf su ve beğendiğimiz kokuya göre uçucu yağ. Bunu aktar ve kozmetik dükkanlarından temin edebiliriz. Bunun en güzel tarafı ise, yoğunluğuna göre “oranları” kendi isteğimize göre ayarlamak. Hem zararsız hem hesaplı bir oda kokusu oldu bile. Lavanta ve yasemin veya vanilya kokusu favorim. Fresh kokulara hastayım.Yapacak olursanız ziyaretinizi bekliyorum. 
Hepinizin bayramını tekrar kutluyor, güzel günler diliyorum.